Nihayet Godot'un kim olduğunu buldum!
Kategori: Öyküler Yayın tarihi: Pazartesi, 05 Eylül 2011 10:56 Gösterim: 349
Saygıdeğer konuklar, saygıdeğer forum üyeleri, saygıdeğer yazan, yazar ve aday kategorisindeki değerli üyeler, beni dinlemeye gelen tüm davetliler, bir kez daha konuşmamı dinlemeye teşrif ettiğiniz için hepinizi yürekten selamlıyorum...
Hepiniz buraya bir amaç için geldiniz. Bir amaç için... Tam 59 yıldır tüm insanlığın merak ettiği bir sır için geldiniz. Evet. Emin olun boşu boşuna gelmediniz. Birazdan, buradan, bu kürsüden sadece sizlere değil tüm Dünya edebiyatını sarsacak açıklamalarda bulunacağım. O çok merak ettiğiniz; yıllarca diline doladığınız; şiirlerinize, öykülerinize konuk ettiğiniz; ironilerinize malzeme yaptığınız; felsefe tezlerine tema olarak kondurduğunuz Godot'un, aslında kim olduğunu sizlere açıklayacağım. Kusura bakmayın biraz heyecanlıyım; o yüzden sesimin ve ellerimin titrekliği için lütfen beni bağışlayın. Ihımm.. Hımm... Boğazım... Çok özür dilerim...
Evet... Tam 30 yılımı bu araştırmaya verdim. 30 koca yıl. Gecesi ve gündüzüyle... Haftasıyla ayıyla. Hatta bu araştırma uğruna karım beni terketti. Evet öz karım... Çocuklarımın ilgisini kaybettim. Mesleğimde kariyer yapamadım. Neden? Bu araştırmaya sadece hayatımı değil, ruhumu da verdiğim için. Ama... En sonunda neticeye gidebildim; 30 yılımın karşılığını aldım. Bu nedenle diyebilirim ki, şimdiki heyecanımın ardında aslında büyük bir mutluluk da yatmaktadır. Öhö... Boğazım... Çok özür dilerim...
Evet... Şöyle bir bakıyorum da yüzlerinize... Yüzlerinize... Heycanlı yüzlerinize... Gerçi sahne biraz loş; yüzlerinizi tam seçemiyorum ama olsun. Şöyle bir bakıyorum da yüzlerinize... Gözlerinize... Nasıl da merakla dinliyorsunuz değil mi beni? Haklısınız da. Dile kolay 59 yıldır çözülemeyen bir muamma. Bir travma... Bir kaos... Bir sendrom... Olmadı olmadı, bunlar olmadı. Özür diliyorum; demiştim biraz heyecanlıyım... Hep yanlış sözcükler seçiyorum. Öhm...
Evet... Godot! Go-dot! Önce Didi ve Gogo bekledi onu. Sonra onlarla ilk tanışanlar. Sonra bizler. Çığ... Bir çığ gibi büyüyen bizler. Ne mutlu ki; birazdan açıklayacağım şeylerden sonra, artık beklemeyeceğiz. Artık kim olduğu sorusunu beynimizde, içine taş koyulmuş bir çuval parçası gibi taşımayacağız. Öhhö.. Boğazım... Biraz terliyorum da. Sıcağa fazla gelemem. Hatta bir keresinde... Neyse...
Evet... Godot! Şey sizleri daha fazla sıkmak da istemiyorum. Ama müsaade ederseniz 30 yıllık bir araştırmadan sonra bir giriş yapmak hakkım olsun.. Evet... Godot kimdi? Neydi ? İsim miydi, cisim miydi? Aşk mıydı , nefret miydi ? Doğum muydu, ölüm müydü ? Tanrı mıydı ? Yoksa... Yoksa bir zavallı mıydı ? Za-vallı bir insan-mıy-dı... Kimdi ? Kim-di adına bunca şiir yazılan dev soru işareti?
Bu araştırma için önce irlanda'ya ardından Amerika'ya, Almanya'ya gittim. Tüm gittiğim yerlerde, belki binlerce insanla konuştum. Her seferinde biraz daha yaklaşıyordum; aradığım sorunun cevabına. En sonunda... En sonunda buradayım işte... Aslında size Didi ve Gogo'nun yaşam öykülerini de anlatmak isterdim uzun uzun. Ama biliyorum sıkılacaksınız. Başka bir zaman umarım. Evet evet başka bir zaman. Ihhh. Boğazım...
Evet... Diyebilirim ki bu uğurda psikolojimi bile kaybettim. Evet psikolojimi... Ama... Başardım...
Şimdi gelelim asıl diyeceklerime... Büyük ana... Muhteşem ana... 30 yılın sonundaki çılgın zafere! Edebiyat dünyasının çalkanacağı vakte!!!
Kimdi Godot! Kimdi!!! Nabızlarınızın nasıl da hızlandığını, kalp atışlarınızın nasıl da bir kilise çanı gibi gümbür gümbür attığını buradan duyabiliyorum. Kimdi!!! Godot Kimdi!!!!
Evet!!!!! Godot... Godot aslında... Godot... Ah!!!!
S O N
Not: O gece, orada, silahı doğrultup konuşmacıyı öldüren, gri pardesülü, siyah fötr şapkasını burnuna kadar indirmiş, orta boylarda bir adamdı. Hızlıca kaçtı ve bir daha bulunamadı. Oturduğu koltukta bıraktığı notta ise şöyle yazıyordu : "O veya başka biri! Sakın bir daha boyunuzdan büyük işlere kalkışmayın. G..."






